Yağmur, iki yabancının ortak bir bakışla birbirlerine çekildiği sessiz otel lobisinin penceresine hafifçe vuruyordu. Taze kahve kokusu, şehrin uzaktan gelen uğultusuyla karışarak sıcak bir koza oluşturuyordu. O anda, dış dünya kayboldu ve geriye sadece ikisinin de asla unutamayacağı bir **gece yarısı buluşmasının** vaadi kaldı.
Caz barının** loş ışığı altında, melodi onları bir sır gibi sardı. Kadın, kumaşı parıltıyı yakalayan uçuşan bir ipek elbise giymişti; adam tereddütlü ama umutlu bir şekilde uzandı. Gözleri kilitlendi ve gece, fısıldanan hayaller ve şehrin kalbinin yumuşak atışıyla dolu, sonsuza dek uzadı.